fbpx

HAKKIMIZDA

1973 yılında 20 metrekarelik bir dükkân olarak kurulan Berlin Pastanesi, kuruluş değerleri ve hizmet anlayışı ile bugün dünyaya lezzet ihraç eden BRLN Gıda İnşaat İth. İht. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne dönüşmüştür. Yarım yüzyıla yakın geçmişinde büyük bir heyecanla Mersin’e hizmet vermiş olan işletmemiz, Mersin’in ve ülkemizin yerel lezzetlerini daha büyük bir heyecanla tüm dünya ile buluşturmanın kıvancını yaşamaktadır.

“Lalezade” marka ve kalite güvencesi ile Türk Gıda Kodeksi ve Hijyen Yönetmeliği esaslarına uygun olarak üretilen cezerye ve lokum çeşitleri, Dünya Gıda ve Hijyen Sağlık standartlarındadır. Gıda uzmanlarımız ve profesyonel ekibimiz ile lezzet, tazelik ve güvenilirlik ilkesiyle sadece tüketicilerimizin mutluluğu değil, tüm paydaşlarımızın memnuniyeti için çalışmaktayız.

VİZYON

Mersin’in coğrafi işaretine sahip cezerye başta olmak üzere, ülkemizin tatlarını dünya tüketicilerinin yüzlerindeki birer gülümsemeye dönüştürmek.

MİSYON

Cezerye ve lokum ürünlerinde Dünya Sağlık Örgütü’nün öngördüğü standartlarda, insan sağlığını ilke edinerek üretilen ürünleri dünya pazarlarına yaymak, “Lalezade” markasını ve Türk (Mersin) tatlarını dünyaya tanıtmak, Güvenilir, lezzetli ve sağlıklı gıdalar sunmak, Yenilikçi, kaliteli ve güven veren hizmet anlayışı ile tüm paydaşlarımız için vazgeçilmez olmak.

Lokumun Tarihçesi

Osmanlı saray mutfağından günümüz Türk mutfağına kalan tatlı bir miras: Lokum. Türkiye’ye “Egzotik Doğu” imajının atfedilmesiyle önemi daha da artan lokum, ilk olarak “Rahatü’l-hulkum” yani boğazı rahatlatan anlamına gelmiştir. Sonraları rahat lokum, latilokum ve lokum olarak adlandırılmaya başlanmıştır. İlk olarak 15. yüzyılda ortaya çıkmış olmasına rağmen, Osmanlı saraylarına girmesi 17. yüzyıl içerisinde gerçekleşmiştir. I.Abdülhamit boğazını rahatlatacak yumuşak bir şeker yapılmasını söylemiş ve nitekim Muhittin Hacı Bekir isimli bir tatlı ustasının I. Abdülhamit’in bu isteği üzerine pekmez yerine rafine şeker kullanarak hazırladığı yumuşak lokum, günümüzdeki Türk lokumunun ilk örneğini oluşturmuştur. Osmanlı döneminde özel günlerin ve bayramların vazgeçilmez lezzeti olan lokum; dünyanın en eski tatlısı olarak bilinmektedir. Türk ve Osmanlı kültüründe; kız istemelerde, düğünlerde, mevlitlerde, bayramlarda lokum olmazsa olmazlardandır. Osmanlı’nın yüzyıllar boyunca yok olmamış, dünyaya kazandırmış olduğu miras lokum, Avrupa’da ise bir İngiliz gezgin aracılığıyla `Turkish Delight` adıyla 18. yüzyılda tanınmaya başlanmıştır. Atalarımızın “Tatlı yiyelim tatlı konuşalım” sözü ve kültürü ile insanlığın ihtiyacı olan geleneksel bir gıda olduğunu ispatlamıştır. Türk lokumu, dünyanın hemen her ülkesinde bilinen, tanınan ve beğenilerek tüketilen enfes bir tatlıdır. Türk lokumuna Bosna ve Romanya’da “Rahat”, Brezilya’da “Delicia Turca”, Yunanistan’da ise “Loukoumi” denmektedir. Batı mutfaklarında sıklıkla kullanılan jölenin kökeni de, lokuma dayanmaktadır. Balkan ülkelerinin neredeyse tamamında, Türk kahvesi ile birlikte servis edilir. Kaliteli bir lokum elastik olmalı, ağızda yumuşak ve kaygan bir his bırakmalıdır. Türk lokumunun faydaları saymakla bitmez ancak birkaç örnek vermek gerekirse; Lokum, bir enerji deposudur. Çok kısa bir süre içerisinde yakılarak enerjiye dönüşür. Anadolu köylerinde halen yaraları iyileştirmek için lokumdan faydalanılır. Lalezade Lokumları, yeni nesil lokum üreticisinin geleneksel tarifleri ve yöntemleri ile özel bir şekilde sizlere sunuluyor. Tarihin kokusunu ve tadını size sunarken, damak tadınıza hitap edip, özel paketleme sistemleri kullanıyor. Güllü, fıstıklı, cevizli, narlı ve daha nice çeşitli lokumlarımız sizleri bekliyor. Afiyet olsun…

Cezeryenin Tarihçesi

Mersin denilince akla gelen ilk lezzetlerden cezerye, tarlalardan toplanan havucun 1,5 gün süren zahmetli yolculuğunun ardından satışa hazır hale getiriliyor. Katkı maddesi barındırmadığı için "sağlıklı bir tatlı" olarak öne çıkan cezeryenin üretimi, günün ilk ışıklarıyla tarlalardan toplanması ve imalathanelere taşınmasıyla başlıyor. Zarar görmemesi için büyük özenle uçları kesilen havuçlar, kazanlarda 1 saat yüksek sıcaklıkta haşlanıyor. Kazanlardan turuncunun en canlı haline bürünmüş şekliyle çıkarılan havuçlar, makinelerinden geçirildikten sonra marmelat halini alması için 1 saat daha pişiriliyor. Marmelat, su, pancar şekeri, baharatlar ve isteğe göre fındık, fıstık, ceviz veya bademle harmanlanıyor. Ustalar tarafından özenle karıştırılan marmelat, istenilen kıvama geldiğinde tablalara boşaltılarak merdane yardımıyla düzleştiriliyor. "Tadının oturması" için 1 gün oda sıcaklığında bekletilen karışım, çeşitli şekillerde kesiliyor. Ustaların ellerinde Hindistan ceviziyle harmanlanan cezeryeler, paketlendikten sonra müşterilerin beğenisine sunuluyor.